|
|||||||
| Üyelik | Günlük Gazeteniz | Yardım | Üye Listesi | Üye Performansları | Ödül Sistemi | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 (permalink) |
Verdiği Teşekkürleri: 2.877
Aldığı Teşekkürleri 5.444
Durumu : Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 7.283
Konular:
3356
Rep : ![]() İletisim :
|
Japon Dili ve Edebiyatı
Uzakdoğu'da konuşulan üç önemli dilden biri Japonca'dır.
Japonca Japonca, Japonya'da yaşayan 122 milyon ve Japonya dışında yaşayan 1 milyon insanın konuştuğu bir dildir. Belli bir Japon lehçesini konuşanlar başka bir Japon lehçesini konuşanları her zaman anlayamaz. Oysa ülkenin her yerinde ve okullarda öğretilen resmi Japonca'yı herkes konuşup anlayabilir. Japonca Altay dil ailesi içinde yer alan ve en çok Kore diline yakın olan bir dildir. Ama aralarında Moğol dilleriyle Türkçe'nin de bulunduğu öbür Altay dillerinin birçoğuna benzemez. Birçok Japonca sözcük birkaç heceden oluşur. Japonca'da toplam olarak yalnızca 100 hece vardır. Sözcükler belirgin bir vurgu olmadan söylenir. Japonca yazı dili dünyanın en karmaşık yazı sistemidir. 1.500 yıl öncesine kadar Japonca'yı yazıya dökmenin olanağı yoktu. Daha sonra, Çin'den ve Kore'den gelen Budacı keşişler bir yazı sistemi geliştirdiler. Bu sistemde kanci denen binlerce Çince karakter kullanılarak Japonca yazı dili oluşturuldu. Her iki dilde de "erkek", "insan" anlamına gelen karakter Çince'de rın, Japonca'da ise hito olarak okunuyordu. Kökeni Japonca olan ve Çin harfleriyle yazılan sözcüklere kun sözcükleri denir. Zamanla, Japonlar Çince'den yalnızca karakterleri almakla kalmadılar, birtakım Çince sözcükler de aldılar, ama çoğu zaman bu sözcüklere yeni anlamlar yüklediler. Çince kökenli bu sözcüklere Japonca'da on sözcükleri denir. Japonca Çince'den çok farklı olduğu için yalnızca Çince'den alınan karakterlerle yazılması olanaksızdı. Sözcüklerin bazı bölümleri, özellikle de sözcük sonlarında kanci kullanılmıyordu. Böylece, 8. yüzyılda Japonlar, kendi dillerine özgü bu sözcük parçalarını ve hecelerini kancf den yararlanarak yazabilecekleri bir yazı sistemi geliştirdiler. Birer hece belirten bu yeni işaretlere kana deniyordu. Kana, zamanla, hiragana ve katakana denen ve her biri 50 karakter içeren, birbirine paralel iki hece sistemine dönüştü. Japonca batı dillerine göre çok daha az heceli bir dil olduğundan, sözcüklerin yazımı için yalnızca 50 harf yetiyordu. Başlangıçta hiragana'yı kadınlar, katakana' yı ise din adamları ve resmi görevliler kullanıyordu. Bu ikinci gruptakiler genellikle kadınların bilmediği arı Çince ile de yazıyorlardı. Günümüzde ise hiragana genellikle bütün metinlerde, katakana ise yalnızca (televizyon anlamına gelen te - re - bi gibi) batı kökenli sözcükleri yazmak için kullanılmaktadır. Ayrıca kana ile birlikte birçok kanci karakteri de bulunabileceğinden bir sözcükte hem kana, hem de kanci karakterleri olabilir. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Japon yönetimi yazı sistemini değiştirerek sadeleştirdi. Kanci (Çin) karakterlerinin sayısı gerek resmi, gerek günlük kullanım için 2.000'den daha aza indirildi, biçimleri de yalınlaştırıldı. Japonca'da her şey, çocukların daha ilkokulun ilk yıllarında öğrendikleri kana yazısı ile yazılabildiği için, kanci yazısının büsbütün bırakılmasını isteyenler de oldu. Bugün kanci gelişmesini sürdürürken, halkın okuduğu kitaplarda olsun, ders kitaplarında olsun, kanci ile kana karışımı bir yazı kullanılmaktadır. Yalnız çocuk kitapları kana karakterleriyle basılmaktadır.
![]() |
|
| ada44 bu mesajı için aldığı teşekkürler : CooLKadin (07-02-09) |
|
|
#2 (permalink) |
Verdiği Teşekkürleri: 2.877
Aldığı Teşekkürleri 5.444
Durumu : Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 7.283
Konular:
3356
Rep : ![]() İletisim :
|
Japon Dili ve Edebiyatı
Japon Edebiyatı
Japonya'ya yazının geç girmesinden dolayı, Japon yazarlar, başlangıçta Çince yazıyorlardı. Japon edebiyatının ilk önemli yapıtları İS 8. yüzyılda ortaya çıktı. Bunlardan Kociki ("Eski Konular Derlemesi") ile Nihon şoki ("Japonya Vakayinameleri") tarih ve mitoloji derlemeleriydi. Her iki yapıtın da çoğu Çince, bazı bölümleri Çince-Japonca karışımı bir dille yazılmıştır. İlk şiir antolojisi ise 4.500'den fazla şiirden oluşan Manyoşu'dm ("On Bin Yaprak Derlemesi"). 759'dan sonra derlendiği sanılan bu yapıt Eski Japon şairlerinin en önemlilerinin yapıtlarını içeriyordu. Bu derlemenin özelliklerinden biri de antolojide saray dışındaki pek çok şairin yapıtlarının yer almasıdır. Şiir Japon kültürünün en önemli öğelerinden biridir. Önemli olaylar genellikle hep şiirle dile getirilir. Ayrıca her yıl şiir yarışmaları düzenlenir. 8.-12. yüzyıllar Japon edebiyatının klasik dönemi olarak bilinir. 9. yüzyılda kana adı verilen karakterlerin kullanılmasıyla Çin yazı sistemi Japonca'ya daha uygun bir yazı haline getirildi. Öykü ve roman türünün büyük çağının başladığı 10. yüzyılda, ilk roman örneği olarak, 8 cm boyunda sevimli bir kızın başından geçenleri anlatan Bambu Budayıcısının Öyküsü'nü anmak gerekir. Şairlerin kurallara çok bağlı oldukları bu dönemde dil ve üslupta kusursuzluk içerikten daha önemliydi. 10. yüzyılın önemli şairleri arasında Ono Komaçi, İse Hanım ve Arivara Narihira gibi saray kadınları da vardı. Başlıca konu aşktı; en çok da ayrılık acısı gibi kederli konulara yer veriliyordu. Gene aynı yüzyılda günlük ve öyküler yazıldı. Günlük yazarlarının çoğu soylu kadınlardı. Bunlar arasında iki önemli kadın yazarın yapıtlarını özellikle belirtmek gerekir: Sei Şonagun'un (966-1013) günlük türünde yazdığı Başucu Notları ile Murasaki Şikibu'nun (978-1014) yazdığı ve Japon edebiyatının en önemli romanı sayılan Genci Öyküsü (1010). 1250'ye doğru, yazarı bilinmeyen Heike'nin Öyküsü yazıldı. Bu epik roman 12. yüzyılda Japonya'daki iç savaşı anlatıyordu. Daha sonraki birkaç yüzyıl süresince ülkedeki karışıklıklar yüzünden önemli edebiyat yapıtları ortaya çıkmadı. Japon edebiyatındaki bir sonraki gelişme klasik no tiyatrosunun, bunraku denen kukla oyunlarının ve kabuki denen halk tiyatrosunun ortaya çıkmasıydı. Japonya'nın en büyük oyun yazarlarından biri Çikamatsu Monzae-mon'du (1653-1725). Daha çok kukla tiyatrosu için oyun yazan bu sanatçının oyunları sık sık kabuki gösterileri için de uyarlanıyordu. İmparatorlukta birliğin sağlandığı ve savaşların son bulduğu Tokugava döneminde (1603-1867) edebiyatta gelenekçi eğilimler güçlendi. Konfüçyüsçü düşünceler yüceltildi. 17. yüzyılın başlarında haiku denen 17 heceli, üç dizeli yeni bir şiir türü ortaya çıktı. Bu türün en büyük şairi, binlerce haiku yazmış olan ve birçoklarınca Japonya'nın en yetkin şairi sayılan Matsuo Başo'ydu (1644-94). Başo şiirlerinde basit imgeler aracılığıyla evrensel konuları işlemekte çok başarılıydı. Tokugava dönemi aynı zamanda "geyşa" adı verilen güzel Japon kızlarının hizmet ettiği "eğlence evlerinin arttığı bir dönem oldu ve bu edebiyatta da yansımasını buldu. Bu evlerdeki yaşantıyı dile getiren yapıtlar ortaya çıktı. Bu yapıtlarda gelenekçilikten çok yeniliklere, ölümsüzlükten çok geçici olana önem veriliyordu. Tokugava döneminin ikinci yarısında şair ve romancı İhara Saikaku aşk ve para ile ilgili serüvenlerin yer aldığı romanlar yazdı. Bu romanlar okurlar arasında büyük ilgi gördü. 1858'den başlayarak Japonya gezginlerin ve batı kaynaklı düşüncelerin etkisine açıldı. Bu olay Japon şiirinde ve düzyazısında birçok değişikliğe yol açtı. 20. yüzyılın ilk yarısında Emile Zola'nın etkisiyle Doğalcı edebiyat ürünleri ortaya çıktı. Bunun dışında tarihsel, toplumsal, mizahi yapıtlar yayımlandı. II. Dünya Savaşı ise daha başka yenilikler getirdi. Yeni yazarlar hem batı, hem de geleneksel Japon biçimlerini kullandılar. Eski Japon edebiyatını çağdaş bir tarzda yansıtan Kavabata Yasunari (1899-1972), 1968'de aldığı Nobel Edebiyat Ödülü'yle Japon edebiyatının evrenselliğini kanıtladı. Karlar Ülkesi (1948), Kiyoto (1962) gibi yapıtlarında ölüm, doğa ve insanı işledi. Yalnız kendi ülkesinde değil, batıda da en çok okunan Japon yazar ise Mişima Yukio'dur (1925-70). Bir Maskenin İtirafları (1949) en önemli romanlarından sayılır. Akutagava Ryunosuke (1892-1927), İbuse Masuci (doğumu 1898), Tanizaki Cuniçiro (1886-1965) da Japonya' nın önde gelen roman yazarlarıdır. Abe Kobo (doğumu 1924) bireyin yanlızlığını vurgulayan oyunlar ve romanlar yazdı. 1962'de yayımlanan Kum Tepeciğindeki Kadın adlı romanının filme uyarlanmasıyla uluslararası ün kazandı. |
|
| ada44 bu mesajı için aldığı teşekkürler : CooLKadin (07-02-09) |
![]() |
| Tags: dili, edebiyati, japon |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| AÖF Türk Dili Edebiyatı Lisans Dersleri | ada44 | AÖF Açık Öğretim | 0 | 09-25-09 09:14 AM |
| Japon Tiyatrosu | CooLKadin | Tiyatro | 0 | 08-27-09 10:23 AM |
| Japon Yemek Kültürü | ada44 | Yemeklerin Dünyası | 9 | 07-20-09 12:38 PM |
| Japon Sanatları-Bunraku (Japon Kukla Tiyatrosu) | ada44 | Dünya Sanatı | 3 | 07-11-09 09:33 AM |
| Japon Elbiseler | CooLKadin | Moda | 1 | 06-18-09 07:08 PM |
|
|||
| Korkarim.com | Karadag Radyo | Radyo Karadag | SaNaLRaDiO.CoM |
| Dost Sitelerimiz | Dost Sitelerimiz | Dost Sitelerimiz | Dost Sitelerimiz |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. WwW.MegaYer.Com Kuruluş : 07 Mayıs 2009 Megayer.com Her Hakkı Saklıdır. |
Sitemiz Bir Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir.
Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.
Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. |