Tema Renk Seçenekleri:
Go Back   Megayer İlkeli Seviyeli Kalıcı Dostlukların Adresi > EĞİTİM-ÖĞRETİM > Biyografiler > Şair ve Yazarlarımız

Üyelik Günlük Gazeteniz Yardım Üye Listesi Üye Performansları Ödül Sistemi Forumları Okundu Kabul Et

   

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-18-09, 05:08 PM   #1 (permalink)
nötrino - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
nötrino
Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle      
Durumu :
Mesajlar: n/a
Konular: 1409
Rep :
İletisim :
Necati Cumalı Kimdir /Eserleri
:heart: Necati Cumalı Kimdir /Eserleri


Necati Cumalı




1921′de Florina’da doğmuştur. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’ye göç eden ve İzmir’in Urla kazasına yerleşen bir çiftçi ailesinin çocuğu olan Cumalı, Ortaöğretimini İzmir Atatürk Lisesi’nde (1938), yüksek öğrenimini ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde (1941) yapmıştır. Ankara’da Toprak Mahsülleri Ofisi’nde (1941 - 1942), Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde (1945) çalışmış, askerliğini bitirdikten sonra Urla ve İzmir’de avukatlık ve memurluk yapmıştır (1945 - 1957). Ardından Türkiye’nin Paris Basın Ataşeliği’nde (1957 - 1959) çalışmıştır. Ardından İstanbul Radyosu’nda redaktörlük (1959 - 1963) yapan Cumalı, ilerleyen yıllarda hayatını roman ve oyun yazarlığı ile sürdürmüştür.
Necati Cumalı Değişik Gözle isimli kitabıyla Saik Faik Hikaye Armağanı’nı (1957), Yağmurlu Deniz isimli kitabıyla Türk Dili Kurumu Şiir Ödülü’nü (1969), Bütün Şiirleri I ile Yeditepe Şiir Ödülü’nü (1984), kazanmıştır.
Yazın Hayatı
II. Dünya Savaşı yıllarında şiirlerle yazın hayatına giren Cumalı, ilk şiirini Urla Halkevi dergisinde yayımlamıştır (1939). Ardından yeni edebiyat anlayışını savunan dönemin bütün yenilikçi dergilerinde yazmayı sürdüren Cumalı, şiirlerini Varlık, Servet-i Fünun - Uyanış, Yeni İnsanlık gibi dergilerde yayımlamıştır. 1943′te ilk kitabını çıkarmıştır: Kızılçullu Yolu. Aynı sene askere giden Cumalı, terhisine yakın geçirdiği “zehirli sıtma” sebebiyle hava değişimine gönderilmiş (1944), hem askerliğin hem hastalığın etkisiyle Harbe Gidenin Şarkıları isimli ikinci kitabını yazmıştır (1945).
Ankara’ya dönen Cumalı, Ulus gazetesinin sanat sayfası ile Varlık, Ülkü ve Ankara dergilerinde devamlı olarak şiirlerini yayınlamış, bu sırada daha lise sıralarındayken Sabahattin Ali’nin etkisiyle başladığı öykü yazarlığını da sürdürmüş ve Ulus’ta her hafta bir öykü yayımlamaya başlamıştır. 1945 yılından başlayarak yazın’ın şiir, öykü, roman ve tiyatro türlerinin tamamında ürün veren Necati Cumalı, zaman zaman deneme alanına da el atmıştır.
Eserleri:
Şiir:
Kızılçullu Yolu (1943), Harbe Gidenin Şarkıları (1945), Mayıs Ayı Notları (1947), Güzel Aydınlık (1951), Denizin İlk Yükselişi (1954 - İlk üç kitabı ve yeni şiirleri), İmbatla Gelen (1955), Güneş Çizgisi (1957), Yağmurlu Deniz (1968 son iki kitabı ile yeni şiirler), Başaklar Gebe (1970), Ceylan Ağıdı (1974), Aç Güneş (1980), Bozkırda Bir Atlı (1981), Yarasın Beyler (1982).
Öykü:
Yalnız Kadın (1955), Değişik Gözle (1956), Susuz Yaz (1962), Kitaba adını veren ilk öykü Metin Erksan tarafından beyaz perdeye aktarıldı (1963). Aynı öykü oyunlaştırılarak Şehir Tiyatroları’nda temsil edildi (1968), Ay Büyürken Uyuyamam (1969), Makedonya 1900 (1976), Kente İnen Kaplanlar (1976).

Roman:
(1959 - Zeliş adıyla 1971), Yağmurlar ve Topraklar (1973), Acı Tütün (1974), Aşk da Gezer (1975).
Oyun:
Mine (1959), Oyunlar I (1959 - Boş Beşik, Ezik Otlar, Vur Emri), Oyunlar II (1969 - Susuz Yaz, Tehlikeli Güvercin, Yeni Çıkan Şarkılar), Oyunlar III (1969 - Nalınlar, Masallar, Kaynana Ciğeri), Oyunlar IV (1969 - Derya Gülü, Aşk Duvarı, Zorla İspanyol), Oyunlar V (1973 - Gömü, Bakanı Bekliyoruz, Kristof Kolomb’un Yumurtası), Oyunlar VI (1981 - Mine, Yürüyen Geceyi Dinle, İş Karar Vermekte, Yaralı Geyik).
Deneme:
Niçin Aşk (1971), Senin İçin Ey Demokrasi (1976), Etiler Mektupları (1982).
Günce:
Yeşil Bir At Sırtında (1987).
BİR ANA
Kadın çamaşırdan dönüyor olmalıydı
Kolunda bohça, sert soda kabartmış ellerini
O yaşta bütün yahudi kadınları gibi
Sırtında eski bir siyah kadife hırka
Bir şikâyet yorgunluk ifadesi bakışlarında
Küçük çilli, dik kızıl saçlı
Satılmamış gazeteleri koltuğunda
Üşüyen bütün küçük çocuklar gibi
Burnunu çeke çeke, avuçlarını hohlaya hohlaya
Sürterek eskimiş kunduralarını
Ayak uyduruyordu anasının adımlarına
Onlar önde, ben arkada
Bir mart gecesi on birden sonra
Taksim’den Tünel’e kadar yürüdük
Alçak sesle konuşuyorlardı aralarında
Sanki bir değirmen ağır ağır dönüyor
Hayat, ağır ağır akıyordu
Bulanık, kirli nehirler gibi
Büyük, karanlık binalar arasında.
YALNIZ KADIN
On beş gündür tanışıyorduk.O akşam dışarıda yemek yedik.Lokantadan çıktıktan sonra bir parka uğradık.İki akasya ağacı arasında alçak bir sıraya yan yana oturduk.Mayıstaydı.Saat on bire geliyordu.Park bomboştu.Havada geceleri soğuyan toprağın o kara iklimine mahsus serinliği vardı.Tarlalardan nemli ot, çayır kokuları geliyordu.

Parkın nihayetindeki kavakları yeni aşan tostoparlak ay, çakılların, ellerinin beyazlığını aydınlatıyor; solumuzdaki akasyanın dal uçlarından yüzüne, omuzlarına düşen parça parça gölgeler, hafif hafif kımıldıyor, yer değiştiriyorlardı.Çantasından Gelincik paketini çıkardı. Bir sigara alıp bana doğru döndü.Dudakları arasında tuttuğu sigarasını yaktım.
Kibritin alevinde yüzüne baktım:beyaz, durgundu. Her zaman ki gibi, bu yüz bana gene bu kadar güzel olduğunu ilk defa görüyormuşum gibi geldi.Ben bu kadını seviyordum.Daha doğrusu sevmeyi iyice kafama koymuştum.Onun her dediğine peki demeğe hazırdım da, kim bana bu sevdanın sonu çıkmaz olduğunu hafif yollu çıtlatacak olsa, isyan ediyor, çıtlatana düşman kesiliyordum.Çantasını tekrar yanına bıraktı.Ayak ayak üstüne atarak sıranın gerisine yaslandı. İçmiştik, neşeliydi:
-Tam size göre bir gece, dedi, âşıksınız, ben yanınızdayım, bahar, ay da var!…
Güldüm:
-Daha ne isterim değil mi?
-Tabiî yalan mı?
-Şikayet etmedim.
-Bütün erkekler böylesiniz zaten!
-Nasılız?
-Yalnız kendinizi düşünürsünüz.
-Bu da nerden çıktı?
-Yalan mı? İftira etmiyorum ki; sizde bütün erkekler gibisiniz.Arzularınızı yerine getirmekten başka düşünceniz yok!
-Haksızsınız.
-Yoo! Hiç te haksız değilim.Tanıştığımız günden beri her vakit bir şeyler istiyorsunuz, her vakitte dediğiniz oluyor.
-Meselâ, ne gibi?

-Meselâ bu gece, dışarıda yemek yiyelim dediniz, lokantadan çıktık parka uğrayalım dediniz, daha buna benzer türlüsü…Canınız ne isterse söylüyorsunuz, benim de uymamı istiyorsunuz…
-Bir farkla ki ben bu değişikliklerden sizin de hoşlanacağınızı umuyordum.
-Öyle mi zannediyorsunuz?Aslında değişiklik isteyen sizsiniz.Beni hakikaten hiç düşündünüz mü? Meselâ hastalansam?…Saçlarım birdenbire ağarıverse?…Bir iki sene sonra beni şimdiki gibi sevmeyeceğiniz günler gelince?…Ne bileyim? O kadar gençsiniz ki, ölsem üç aya varmaz başka bir kadına benim kadar âşık olursunuz!…Söyleyin, ölürsem ne yaparsınız?
Ben zar zor geçinen, parasız küçük bir memurdum. Ne ona, ne başkalarına söz vermeğe, vaatlerde bulunmaya durumum uygun değildi.Çâresizliğimi bir kere daha duydum.
-Sizi sevmeyeceğim günün geleceğini hiç düşünmedim, dedim.Sizden ayrılırsam, herhalde…sustum, bilmem ama herhalde, çok üzüntü olur, diye mütereddit, sözümü tamamladım.
Güldü:
-Başka birisi olsa bensiz yaşayamayacağını söylerdi. Ben de inanmış görünürdüm. Yalan söyleyemiyorsunuz.Zaten sizden hoşlanmamın sebebi de bu…
Başka bir kadına belki ben de hiç düşünmeden aynı şeyi söylerdim.Ama ona karşı yalan söyleyemiyordum.Bunu bilmesini, ayırmasını çok istiyordum. Oralı görünmeyişine canım sıkıldı.Cevap vermedim.Eğildi, gönlümü almak istercesine yüzüme baktı. Gülümsemeye çalıştım.O sırada parkın gerilerinden kopan bir esinti kavakları dolaşıp, üstümüzdeki akasya dalları arasından hışırtılarla geçti.Saçları yüzüne doğru uçuştu. Sigarasını attı.Elleri dizleri arasında büzüldü. Kadınca bir edayla ürpererek içini çekti:
-Üşüyorum, niye getirdiniz beni buraya? Bakın ellerim buz gibi…
Bana uzattığı ellerini sağ avucumun içinde sıktım.Sol kolumu omzundan doladım, vücudunu göğsüme doğru çektim.Dudaklarından uzun uzun öptüm. Önce teni buz gibiydi.Öpünce ısındı.Başını biraz ayırıp omzuma dayadı.Sol elini avucumdan ayırdı.Ceketimin yakası altına yerleştirerek, aşağı yukarı dolaştırmaya başladı. Tamamen değişmiş bir sesle sordu:
-Neyimi seviyorsun benim bu kadar? Ne var bende?
Değişivermiştim.Bütün yaşama isteklerimin dalga dalga artan bir sıcaklıkla damarlarımda dolaştığını, ona doğru atıldığını duyuyordum.Dudaklarım saları arasında, şakaya vurdum:
-Düşünmedim!…
Hafif doğruldu:
-Sahi söyleyin ne var bende?Ben de öteki kadınlar gibiyim.Sadece kadınım o kadar…
Ben cevap vermeden o devam etti:
-Ne deseniz nafile! sizin çağınız bu. Aşk çağı! Yirmi beş yaşındasınız, kimi olsa böyle seveceksiniz! Yirmi beş yaşında bende böyleydim.Müthiş âşıktım. Sevmek sevilmek isterdim.Dünyada aşktan daha mühim bir şey yok sanırdım…
-Ya şimdi?
-Şimdi de seviyorum.Yalnız sizin gibi değil, başka türlü! Sesinden anladım ki seviyorum derken düşündüğü ben değildim.Hayatının bilmediğim tarafları çoktu.Bana söylemek istemediği şeyleri de, ben sorup öğrenmek istemiyordum.Arkadaşlığımızda garip bir boşluk vardı.Er geç hoş kaçmasa da bazı şeyler öğrenecektim.Aldırış etmez görünerek sordum:
-Kimi?
-O kadarını söyleyemem, sizi değil!
-O sizi seviyor mu?
-Seviyor herhalde.
-Peki ya ben? Ben neci oluyorum?
Aramızda rahatsız edici kısa bir sessizlik geçti.
- Oo! dedi.İkiniz bambaşkadır.Onu senelerdir tanırım.Arkadaşım, dostum, artık ne isterseniz deyin…Sonra sizin gibi değil. Olgun…Böyle durulup taşmıyor!Size hayatımı bağlayamam ki! Sizin yanınızda gençleşiyorum, neşeleniyorum! bunu zamanı gelince anlarsınız.Hem belki de sizi de seviyorum! İyi çocuksunuz! Sadece sizin gibi âşık değilim.İkisi birden olmaz mı zannediyorsunuz?
-O biliyor mu bunu? Kıskandırmıyor mu?
-Biliyor belki! Görmüştür, yahut duymuştur… Belli etmiyor!
Hafif doğruldu:
-Peki siz niye kıskanmıyorsunuz?
Duraladım:
-Hakkım yok ki!…diye mırıldandım.
Tekrar sıraya yaslandı:
-Doğrusu da bu! ne onun, ne de sizin kıskanmaya hakkınız yok!
Tekrar sustuk.Söylemek istediğimi iyice bulamıyordum:
-Kimdir bilmiyorum, dedi.Ama hayatınızı bağlayabileceğiniz biriyse aranıza girmek istemezdim!Tanıyor muyum?Nasıl adam?Söylerseniz belki bir karar verebilirim…
Dudak büktü:
-Lüzumsuz olur!
-Neden?
Ayakkabılarının ucuna bakarak:
-Bilmem! dedi, sormayın.Düşünmek istemiyorum…
Sustum.O sıranın gerisine kolunu uzattı.Hemen gerimizdeki taflanlardan bir iki yaprak kopardı.Sonra yaprakları parmakları arasında hafif hafif yırtarak konuşmaya başladı:
- Siz dünyada aşk var mı zannediyorsunuz? Sadece alışkanlıklar var! Aşk varsa da altı ay, bilemedin en fazla bir sene sürüyor! Gerisi hep alışkanlık…
- ………………..
-Bir kere o bana karşı çok anlayışlı!Bütün münasebetimizde nazik davrandı.Sonra, güzel adam…Halbuki siz hiç onun gibi değilsiniz! Benden değişmemi, başka bir kadın olmamı istiyorsunuz! Ben böyleyim, değişemem ki!…
Çakılların üstünde ayak sesleri duyarak başını kaldırdı.Önümüzden esneyerek, bilet kutusunu koltuğu altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti.Parkın içinden kestirme bir yol tutarak karşı caddeye doğru uzaklaştı. O devam etti:
-Belki de sizin en iyi tarafınız bu. Ümitlisiniz, hayatı seviyorsunuz, inandığınız, her zaman istediğiniz, bir şeyler var!Benim ne kendim ne de başkaları için en küçük bir arzum yok!
- …..
-İsterseniz beni sevin! Ama benden sizin gibi karşılık beklemeyin! Yeniden sevecek kuvvetim, takatim yok benim! Kim bilir? Belki de zaman olur!…
Bazan ne düşünüyorum biliyor musunuz? Herkesi bırakıp gitsem…Deniz kenarı, güneşli bir yerde aylarca, hiçbir şey düşünmeden uyusam, uyusam… Sonra içimden, geldiği gibi yaşamaya başlasam…Bütün genç kızlar gibi bende hiçbir şey bilmezken karşıma: gezmiş, dolaşmış, yakışıklı bir adam çıktı. Sevdiğimi zannettim. Evlendik. Birkaç sene bu hisle aldandım.

Dünyada kocam ayarında adam yok sanıyordum.Halbuki bambaşka yaradılışta insanlardık!Ne onun ne de benim kabahatim.Sonunda ayrıldık. Boşandıktan sonra peşime düşen çok oldu.İnsan sevebileceği birini buluncaya kadar kaç kişiyi sevdiğini zannediyor!Türlüsünü gördüm.Bir ikisi hakikaten bana âşıktı.Çoğu numaracıydı.Neticede bir kadından hepsi aynı şeyi istiyor.Yalnızım!Düşünürseniz ne var hayatımda benim? Biriyle konuşmak, arkadaşlık etmek istesem, başka türlü olmuyor!…Yoruldum artık, düşünmek istemiyorum…
O böyle konuşuyordu.Kavak ağaçlarının üstünden, büyük resmi binaların çatıları görünüyor, parkın üç tarafını çeviren caddelerden zaman zaman hışırtılarla geçen taksilerin, son seferlerini yapan otobüslerin gürültüsü geliyordu.Üstümüzde gök yer yer bulutlarla örtülüydü.Büyük kara lekeli bir bulut, küçük bir buluta yaklaştı, yaklaştı nihayet onunla karıştı.Küçük bulut artık görünmez oldu. Sağ tarafta bir gaz şirketinin reklâmının kırmızı ışıkları yanıp sönüyordu…
Onu mesut etmeyen bu dünyadan, onun etrafını saran, tanıdığım herkesten, gezmiş dolaşmış olanlardan, naziklerden, numaracılardan, hattâ onu sevenlerden nefret ediyor, onu bütün söylediklerinin yanlış olduğunu bütün kuvvetimle söylemek istiyordum.Gözlerim bir noktaya daldı. Büyüdü, büyüdü, neden sonra onun sustuğunu, bana baktığını fark ettim.
-Ne oldunuz birdenbire? dedi.Ne çabuk değişiyorsunuz?…Çocuksunuz diyorum ya, çocuksunuz işte!…
Elini tuttum:
-Hiç dedim, sizi dinliyordum.
-Peki, niye öyle daldınız?
-Hiç! Ne bileyim? Hiç işte…
Pardösüsünün önünü kapadı.Çantasını aldı.
-Soğuk değil mi?
Tekrar kucaklamak istedim.Eliyle mâni oldu.
-Hadi hadi, uslu durun, park sefası yeter.Kalkalım.
Kalktık.İlk elektrik direği altında çantasını açtı.Boyasını tazeledi.Birdenbire koluna girerek şen bir tavır takındı:
-Bırakalım bunları, dedi. Unutun artık! Hadi bana neşeli bir şeyler anlatın…










Kaynak:bilgişehri
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
bu mesajı için 2 üyeden teşekkür almıştır. Teşekkür edenler :: GamzeLi (09-17-09), KaRaGüL (09-17-09)
Alt 09-17-09, 03:40 PM   #2 (permalink)
KaRaGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Özel Mesaj       Arkadas Listesine Ekle      
Verdiği Teşekkürleri: 2.824
Aldığı Teşekkürleri 1.519
Durumu : KaRaGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 1.389
Konular: 422
Rep : KaRaGüL is on a distinguished road
İletisim :
Necati Cumalı Kimdir /Eserleri
Standart


emeginize sağlık teşekkürler.....

Gidenin sűЯqűnű, kaLanın vuЯqunuduЯ bu yoLLaЯ!
Bu yoLLaЯ heм qidene heм kaLana biЯ son oLuЯ!

♥ ♥ ♥



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
KaRaGüL bu mesajı için aldığı teşekkürler : GamzeLi (09-17-09)
Cevapla
Tags: , , ,


Bookmarks



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Nalınlar - Necati Cumalı ada44 Tiyatro 0 10-14-09 05:51 PM
Reşat Nuri Güntekin Kimdir/Eserleri nötrino Şair ve Yazarlarımız 1 09-17-09 03:37 PM
Şinasi (1826-1871)Kimdir/Eserleri Alii Şair ve Yazarlarımız 1 09-17-09 03:35 PM
Necati Sasmaz Kimdir ada44 Tiyatrocu 4 07-25-09 02:47 PM
Ziya Gökalp Kimdir/Eserleri BlacK_MaN Şair ve Yazarlarımız 2 05-19-09 01:03 AM

Korkarim.com Karadag Radyo Radyo Karadag Manticim.Com - Online Baklava Satışı
Manticim.Com - Online Mantı Satışı Papatya Forum Filmp3 Dost Sitelerimiz
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:40 PM.

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
WwW.MegaYer.Com
Kuruluş : 07 Mayıs 2009
Megayer.com Her Hakkı Saklıdır.

Sitemiz Bir Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi sikayet@megayer.com Adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz.

alexa

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594