|
|||||||
| Üyelik | Günlük Gazeteniz | Yardım | Üye Listesi | Üye Performansları | Ödül Sistemi | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
#1 (permalink) |
Verdiği Teşekkürleri: 6.029
Aldığı Teşekkürleri 2.971
Durumu : Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 2.555
Konular:
912
Rep : ![]() İletisim :
|
Başbakanı’nı idama götüren darbe"BAŞBAKANI’NI İDAMA GÖTÜREN DARBE"
27 Mayıs : 12 Eylül 1980’e kadar “Anayasa ve Özgürlük Bayramı” olarak kutlanan bir tarih. Bu tarih Türk siyaset literatürüne, kimilerine göre haksızca yapılmış bir darbe, kimilerine göre ise coşkulu bir devrim olarak girdi. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] 27 Mayıs 1960 tarihinde TSK’den bir grup albay ve daha alt rütbeli subay DP (Demokrat Parti) iktidarına karşı bir askeri harekat düzenlemiş ve ülke yönetimine el koymuştu. Bu harekat sadece askerlerin yönetimi ele geçirme hevesinden mi ibaretti? Yoksa hukuksal düzenlemelerin Türkiye’yi dünyanın en özgürlükçü anayasasına kavuşturan dolaylı bir girişimden mi? Bu soruların cevapları bugün bile tartışmaya oldukça açık konular. Ancak büyük bir çoğunluk 27 Mayıs’ı tartışırken, öncelikli olarak bu ülkenin Başbakanı’nı idam yoluna kadar götüren insanlık dışı bir girişimden söz ediyor. Ve ne kadar demokratik açılımlar sağlarsa sağlasın bir askeri darbe olarak 27 Mayıs’ın, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin de tetikleyicisi olduğu gerçeğinin altını ısrarla çiziyorlar. DARBE Mİ? DEVRİM Mİ? 27 Mayıs siyaset bilimi ve hukuk çerçevesinde değerlendirildiğinde hala kesin bir tanımlamaya oturtulmuş değil. 27 Mayıs'a karşı çıkanlar; DP iktidarına daha yakın duranlar ve demokrasiyi her koşulda temel ilke olarak kabul edenlerden oluşuyor. Ve dolayısıyla 27 Mayıs'ı kesin olarak “darbe” olarak değerlendiriyorlar. Buna karşılık harekatın yanında olanlar, DP iktidarına karşı safta yer alıp 27 Mayıs’ı asla bir darbe olarak görmüyor. Bazısı “devrim” bazısı “ihtilal” ve hatta bazısı ise “inkılap” gibi değerlendirmelerde bulunuyor. 27 Mayıs’ın hangi tanımlamaya oturtulması gerektiğini tartışmak elbette bu ya da başka yazılar dahilinde bizi kesin bir sonuca götürmeyecek. Ama darbe ve devrim arasındaki farklılıkları incelemek için öncelikle bu kavramların temel ayrışıklıklarını değerlendirmek gerekiyor. Darbenin anlamına baktığımızda karşımıza çıkan en kaba tanım şöyle : “Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükümeti istifa ettirmek veya yönetimi devirmek işi” (Türk Dil Kurumu Sözlüğü) Baskı kurmak ve zor kullanmak darbe ile ilişkilendirilebilecek tanımlar olsalar da demokratik yollardan yararlanarak yönetimi devralmanın darbenin tanımıyla hiçbir akrabalığı yok. Peki devrim ne? Devrim her durumda var olan otoritenin kökten değiştirilmesi ile sonuçlanan bir hareket. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Devrim bir ülkenin geleceğini sağlam temellere dayandırma çabası içinde gerçekleşmesi beklenen köklü değişiklikler dizisinin ana adı olarak da değerlendirilebilir. Örneğin 27 Mayıs için Şevket Süreyya “darbe” değil “ihtilal” demektedir. Süreyya’ya göre 27 Mayıs önce “darbe” olup kısa zamanda bunu aşarak bir “ihtilale” dönüşmüştür.Zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar ise durum için darbe değil ‘fiili bir durum” demiştir. Ancak şurası bir gerçek ki; Türkiye’deki üç askeri darbenin ekonomik zemininde büyüyen bir yapısal bunalımın yer aldığını görmek çok da zor değil. 27 Mayıs hakkında tam bir tanımlama yapmadan önce 27 Mayıs öncesi Türkiye’sini ve bu ilk askeri harekatın nedenlerini daha iyi anlamak gerekiyor. 27 MAYIS ÖNCESİ 1950’li yıllar ile birlikte Türkiye DP’nin iktidar olması sonucu siyasal alanda ilk kez çok partili yaşam deneyimine kavuşmuştu. Demirkırat belgeselinde o yıllar için şu yorum yapılıyor : “1950 baharı aynı zamanda Türkiye’de çok partili rejiminde baharı olmuştu.Tek parti döneminin Milli Şef’i Pembe Köşkü’ne geri dönmüş, iktidar ise Başbakanlıkta Adnan Menderes, Cumhurbaşkanlığında ise Kurtuluş Savaşı’nın Galip Hocası Celal Bayar olarak belirlenmişti.” Şüphesiz 27 Mayıs harekatını hazırlayan bir çok neden vardı. Bunlar arasında (en önemlisi değil ama) askeri en fazla rahatsız eden gelişmelerden biri DP’nin, 1932’de Atatürk tarafından çıkartılan ‘ezanın Türkçe okunması’ kanunu değiştirmesiyle ilintiliydi. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bile tartışmalara neden olan bu konu, Menderes’in istifaya yanaşma resti ile sona ermiş ve ezan uzun bir aradan sonra yeniden Arapça okutulmaya başlanmıştı. Bu değişiklik ve Menderes’in ‘Sizler isterseniz hilafeti bile getirirsiniz!’ açıklaması genç subayların ve aydın kesimin tepkisini çeken uygulamalardan sadece biriydi. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Ancak asıl kıvılcım CHP’ye yönelik uygulamalardan ötürü başlamıştı. Yine Demirkırat adlı belgeselde haksız kazanım yasası hakkında şunlar söyleniyor : “Aralık 1953’te Haksız iktisap yasası meclis gündemine geldiğinde Demokrat Parti; CHP’nin gayri meşru yollardan kazanılmış tüm mallarına el konulmasını talep etmişti. Atatürk’ün kurduğu ana muhalefet partisi ise sıfıra inmekteydi. İsmet İnönü bu aşamada yasanın görüldüğü oturumda kürsüye çıktı ve sözleri sataşmalarla kesilince sinirlenen Paşa, DP sıralarına baktı ve ‘Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum’ dedi. ‘Suçluların telaşı içindesiniz. Işıktan korkuyorsunuz.’ Ve sonra salondan çıktı, gitti. Tabi ardından tüm CHP Meclis Grubu da.” (Birand M.A, Dündar,Can, Çaplı,Bülent. Demirkırat) Bu DP ile CHP’nin ilk kez bu denli sert karşı karşıya gelişiydi. Daha sonraları DP, CHP’nin basın organı olan Ulus gazetesine el koyacak, ana muhalefet partisi lideri İsmet İnönü’ye bir takım yasaklamalar getirecekti. Özellikle genç üniversite öğrencilerinin tepkisini çekmesi açısından 1956 yılında yaşanan gelişme önemliydi. Konuyla ilgili 1961 Kurucu Meclis Üyesi Dr. Alev Coşkun konuşuyor : ‘23 Ocak 1956’da Ankara Üniversitesi SBF Fikir Kulübü ‘Demokraside Parlamento Hakim-i Mutlak Değildir’ konulu bir toplantı düzenlemişti. Bu toplantıya Feyzioğlu ve Aksoy gibi hukukçular katılmıştı. Başbakan Menderes ‘Üniversitenin çanına ot tıkamaktan’ söz etti, bu tutum üniversite gençliğinde tepki oluşturdu.’ (Cumhuriyet Gazetesi, 27 Mayıs 2004) DP İKTİDARININ BAŞARILARI VE ASKERİ TETİKLEYEN GELİŞMELER [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Bunların yanında DP yöneticilerinin, CHP’lilere nazaran daha büyük düşündüklerini de gözden kaçırmamak gerek. Tek partinin 27 yılına karşılık, DP sadece 10 sene gibi kısa bir süre içerisinde elektrik üretimini yüzde 256, çimento üretimini yüzde 414, köy yolları uzunluğunu yüzde 918, lise sayısını yüzde 120 arttırmıştı. Üniversite sayısı ise 3'ten 6'ya çıkartılmıştı. Ancak tüm bu rakamların artması, Türkiye’nin ciddi boyutlarda ilk kez dış borç alması ile de sebeplendirilebilir. Kaldı ki ilk kez 1948 yılında CHP hala iktidarda iken ABD’nin öncelikli olarak Doğu Avrupa ülkelerine uyguladığı Marshall planı adı altında sağladığı mali destek daha sonraları DP’nin de işine yarayacaktı. CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’in tutuklanması, İnönü’nün Kayseri’de yolunun kesilmesi, başka bir siyasi gezisinde Uşak Valisi tarafından şehre girişinin engellenmek istenmesi… Bunların bir çoğu askeri kızdıran gelişmelerdi. Özellikle bu olayların duyurulmaması için gazetecilerin hapise atılması ve gazete sütunlarının kazınması 27 Mayıs’ı ortaya çıkartan anti-demokratik uygulamalardı. Mayıs 1954’te yapılan seçimlerin sonunda, DP Türk siyaset tarihinde bugüne değin en yüksek oy oranı olan %56’yı yakalamıştı. CHP’nin milletvekili sayısının 31’lere kadar inmesi ise DP için büyük avantaj oluşturmuştu. Bunu fırsat bilen DP’liler doğal olarak karşılarındaki güçsüz CHP’yi silebilmek amacıyla çeşitli girişimlerde bulundular. 27 Mayıs 1960 Devrimi Kurucu Meclis ve 1961 Anayasası adlı kitabın yazarı Suna Kili : “DP iktidarının 1960 baharında artan huzursuzluk ve başlayan öğrenci hareketlerini denetim altında tutmak için askeri birlikleri kullanmaya başlaması ile ordu kışlasından çıkarak siyasetin en sıcak alanında görev yapmaya başladı. Üstelik, 1950’lerin sonundaki iktisadi gelişmelerden en fazla yıpranan sabit gelir gruplarından birisi de genç subaylar oldu. Maaşlarının satın alma gücü hızla eriyen subaylar, iktisadi zorlukları halkla birlikte yaşayan ve bu olumsuzluktan tam anlamıyla etkilenen bir konumda yer aldılar. Maaşlarıyla birlikte toplumdaki itibarları da 1950’lerde hızla düştü. Ayrıca bu genç subaylar Atatürk devrimlerinden ödünler verilmesinden , İstiklal Savaşı kahramanı İsmet İnönü’ye yapılan muameleden, kamu bürokrasisinin taşra kökenli politikacıların sultasına girmesinden de pek hoşlanmayan bir konumdaydılar.” (Kili, Suna, 27 Mayıs 1960 Devrimi Kurucu Meclis ve 1961 Anayasası, sayfa : 46) TAHKİKAT KOMİSYONU Ancak darbeyi asıl tetikleyen girişim ise 18 Nisan 1960’da meydana gelen bir gelişmeyle bağlantılıydı. Bu tarihte Meclis’te DP’li 15 milletvekilinden oluşan bir Tahkikat Komisyonu kurulmuştu. Tahkikat Komisyonu aslen gazetelere ve matbaalara el koyma yetkisine sahipti. Ayrıca komisyonun kararlarına karşı çıkanlar yargılamaya bile tabi tutulmadan ağır cezalara çarptırılıyorlardı. Zaten 19 Nisan 1960’da da İnönü’ye yaptığı bir konuşma nedeniyle 12 oturum meclisten çıkartılma cezasının verilmesi ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sıddık Sami Onar’ın tartaklanıp polisler tarafından yerlerde sürüklenmesi ve Turan Emeksiz ile başlayan öğrenci ölümleri iktidar partisinin mevcut duruma hakim olamayışının ve yanlış politikalar güttüğünün önemli kanıtlarındandı. Yapılan zorbalıklar, sebebi belirsiz dayatmalar, laiklik ve demokrasiden verilen ödünler, diktalaşmış yönetim biçimi, ülkenin yeniden fiili olarak tek parti rejimine dönmesi, muhalefet ile kurulan ilişkilerde izlenen yanış politikalar, Atatürk devrimlerinden sapılması, Amerikancılık, öğrencilerle olan ilişkilerdeki aşırı yanlış uygulamalar, kişilere yönelik siyasalar, 6-7 Eylül olaylarının tertiplenmesi ve suçun komünistlerin üzerine yıkılması, Vatan Cephesi kurularak ülkede kutuplaşmaya gidilmesi ve basına konulan sansür 27 Mayıs öncesi Türkiye’sinin ne denli feci bir durumda olduğunu gözler önüne seriyordu. BAŞBAKANI’NI İDAMA GÖTÜREN DARBE [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Gerçekten de İsmet İnönü’nün dediği gibi şartlar tamam olduğu zaman, milletler için ihtilal meşru bir hak mıydı? Bu tarihi açıklama gerçekten tartışmaya açık. 27 Mayıs devrim miydi, yoksa darbe mi? Ya da başka bir deyişle Türkiye’yi geriye götüren bir gelişme miydi? Bugün bile bu soruların cevapları tartışılmasına karşın darbe yakıştırması çok daha ağır basıyor. Ancak ortada iki gerçek ve çok büyük bir hata var. Birinci gerçek; insan haklarını temel alan, sosyal hukuk devleti kavramının ilk kez geçtiği, 1982 anayasasında olduğu gibi devletin putlaştırılmadığı aksine hak ve özgürlüklerin büyük ölçüde arttırıldığı, laik devlet ilkesini gerçek anlamda benimseyen 1961 Anayasası’nın (bugün yaşamasa bile) 27 Mayıs’ın ardında bıraktığı tek olumlu yön olarak kabul edilmesi gerçeği. Olumsuz olan kısım ise 27 Mayıs’ın Türkiye Cumhuriyeti’ndeki darbe kültürünün başlangıcı sayılması nedeniyle 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin de ilham kaynağı sayılabileceği gerçeği. Darbenin en büyük hatası 17 Eylül 1961'de Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polotkan’ın idam edilmeleriydi. Askerin güç kullanması ve MBK içindeki “Aşırılar” gurubunu engelleyemeyen “Ilımlılar” ın bu karara seyirci kalması sonucu gerçekleştirilen bu üç idamının kan bedelini belki de bir kaç yıl sonra öğrenci hareketi önderleri Deniz, Yusuf ve Hüseyin ödediler. Hiç kuşkusuz farklı siyasi dönemlerde alınan bu kararlar ülke tarihinin en acı ve haksız görüntüleri olarak hafızalarda kalacaktı. Dora Mengüç
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] İrtibat İçin: Kırık Linkleri [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Bölümüne Bildiriniz.. Konularım Alıntıdır.. |
|
![]() |
| Tags: basbakani8217ni, darbe, goturen, idama |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| UEFA'dan F.Bahçe'ye darbe | FiRaRi | Fenerbahçe SK | 0 | 02.12.09 08:23 PM |
| Üniversiteli Gülbahar'ı intihara götüren, ailesinin zorlaması mıydı? | FiRaRi | Türkiyeden Haberler | 1 | 30.10.09 08:41 PM |
| Kuyruklu Yıldıza Derin Darbe | nötrino | Uzay Bilimleri | 1 | 20.06.09 09:59 PM |
| Almanya'dan Gmail'e Darbe. | nötrino | 0 | 15.06.09 12:42 PM | |
| Erkekleri Evliliğe Götüren Cümleler | CooLKadin | Komik Fıkralar/Yazılar | 0 | 15.05.09 08:52 PM |
|
|||
| Korkarim.com | Karadag Radyo | Radyo Karadag | Manticim.Com - Online Baklava Satışı |
| Manticim.Com - Online Mantı Satışı | Papatya Forum | Filmp3 | Dost Sitelerimiz |
| Forum | Yasal Uyarı |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. WwW.MegaYer.Com Kuruluş : 07 Mayıs 2009 Megayer.com Her Hakkı Saklıdır. |
Sitemiz Bir Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir.
Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.
Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. |